30 Ağustos 2025 Cumartesi
Şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar, psikiyatrinin en karmaşık ve zorlu alanlarından biridir. Uzm. Dr. Ayşe Pınar Doğru Balakbabalar, Samsun psikiyatri alanında edindiği klinik deneyimleriyle bu hastalıkların tanı ve tedavisinde önemli katkılar sağlamaktadır. Bu yazıda, şizofreni ve psikotik bozuklukların temel özelliklerini, Dr. Balakbabalar’ın klinik bakış açısını ve Samsun’da verilen psikiyatri hizmetlerine nasıl yansıdığını inceleyeceğiz.
Şizofreni, düşünce, duygu, algı ve davranışlarda ciddi bozulmalara yol açan kronik bir ruhsal hastalıktır. Psikotik bozukluklar ise gerçeklikten kopuş, sanrılar (yanlış inançlar) ve halüsinasyonlar (olmayan şeyleri algılama) ile karakterizedir. Ayşe Pınar Doğru Balakbabalar, bu bozuklukların yalnızca biyolojik temellere indirgenemeyeceğini, aynı zamanda psikososyal ve çevresel faktörlerin de önemli rol oynadığını vurgulamaktadır. Ona göre erken tanı ve süreklilik gösteren tedavi, bireyin yaşam kalitesini artırmak ve hastalığın seyrini olumlu yönde etkilemek için kritik öneme sahiptir. Samsun psikiyatri uzmanları da bu yaklaşımı benimseyerek psikotik bozuklukların yönetiminde kapsamlı çözümler sunmaktadır.
Dr. Balakbabalar, şizofreni ve psikotik bozuklukların tedavisinde multidisipliner bir yaklaşımı esas almaktadır. İlaç tedavisinin yanı sıra psikoterapi, aile desteği ve rehabilitasyon programlarının da tedavinin ayrılmaz parçaları olduğuna dikkat çekmektedir. Hastaların yalnızca semptomlarının kontrol altına alınması değil, aynı zamanda topluma yeniden kazandırılması, işlevselliklerinin artırılması ve yaşam becerilerinin desteklenmesi de temel hedeflerdendir.
Ayşe Pınar Doğru Balakbabalar, özellikle psikotik hastaların damgalanmasının önlenmesi ve toplumda kabul görmeleri için çaba göstermekte, Samsun psikiyatri hizmetlerinde bu insancıl yaklaşımı benimsemektedir.
Samsun’da psikiyatri hizmetleri, şizofreni ve psikotik bozukluklara sahip bireylere kapsamlı destek sağlamaktadır. Modern antipsikotik ilaç tedavilerinin yanı sıra bireysel ve grup terapileri, sosyal beceri eğitimleri ve mesleki rehabilitasyon uygulamaları ile hastaların yaşam kalitesinin artırılması hedeflenmektedir.
Ailelerin bilgilendirilmesi ve tedavi sürecine dahil edilmesi de büyük önem taşımaktadır. Samsun psikiyatri alanında görev yapan Uzm. Dr. Ayşe Pınar Doğru Balakbabalar, bu süreçte hem bilimsel hem de insancıl bir bakış açısı ile danışanlarına yol göstermektedir.
Şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar, bireyler ve aileleri için zorlu bir süreç olabilir. Ancak doğru tanı, kesintisiz takip ve kapsamlı bir tedaviyle bireylerin toplumsal yaşama yeniden katılımı mümkündür. Samsun psikiyatri hizmetlerinde, Uzm. Dr. Ayşe Pınar Doğru Balakbabalar’ın klinik deneyimleri ve bilimsel yaklaşımı, bu alanda danışanlara umut ve destek sunmaktadır.
ANKARA — 29 Ağustos 2025. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), olağanüstü toplanarak TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan “İsrail’in Gazze’deki İşgalini Genişletme Kararı ve Filistin Halkına Yaptığı Soykırım Hakkında Tezkere”yi oy birliğiyle kabul etti. Kararda, dünya parlamentolarına İsrail’le askeri ve ticari ilişkilerin sonlandırılması, Filistin’e yönelik ambargoların kırılması ve kalıcı ateşkes için harekete geçme çağrısı yapıldı.
Tezkerede, İsrail’in uzun süredir uyguladığı işgal ve ilhak politikalarının özellikle son iki yılda Gazze’de “soykırıma” dönüştüğü değerlendirmesi yer aldı; BM ve uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerin, İsrail bu politikaları terk edene kadar askıya alınması istendi. Ayrıca 1967 sınırları temelinde, coğrafi bütünlüğe sahip bağımsız Filistin Devleti vurgusu yinelendi.
Metin, Kudüs ve Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim faaliyetleri ile sivillere yönelik şiddetin kınandığını kayda geçirirken, Gazze’ye kesintisiz insani yardım çağrısını yineledi. TBMM, “Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu”na (18 Nisan 2025, İstanbul) katılım çağrısını da belgeye ekledi.
Oturum, TBMM Başkanı Kurtulmuş’un çağrısıyla gerçekleştirildi. Kabul edilen metnin Resmî Gazete’de yayımlanması öngörülüyor.
Türkiye, 8 Ağustos 2025’te yayımladığı Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, İsrail hükümetinin Gazze’de askeri operasyonları genişletme planına karşı uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmıştı. TBMM’deki bugünkü karar, Ankara’nın aynı doğrultudaki tutumunu Meclis zemininde pekiştirdi.
Not: Haberdeki değerlendirmeler, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen metinden derlenmiş olup gün içindeki gelişmelere göre güncellenebilir.
Anıtkabir, sadece bir anıt mezar değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e duyulan saygının taşta, mermerde ve simge dilinde vücut bulmuş hali. Ankara’nın kalbinde, eski adıyla Rasattepe, bugünkü adıyla Anıttepe üzerinde yükselen bu yapı, ilk adımda sizi 262 metrelik Aslanlı Yol’un dingin ritmine davet eder. Yolun iki yanındaki 24 aslan heykeli, Oğuz boylarını simgelerken, Hatti etkilerini taşıyan yalın ama güçlü bir estetikle karşılar ziyaretçiyi. Tören Meydanı’na adım atınca geometrinin sadeliği ve simetrinin disiplinli güzelliği, kalabalığın uğultusunu bile düzenler gibi olur. Mozole’nin önünde dalgalanan bayrağın altındaki geniş boşlukta, törenlerin bıraktığı izleri hissedersiniz. Anıtkabir, bir “mekân” olmanın ötesinde; Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu ve Cumhuriyet ideallerini anlatan bir açık hava manifestosu gibidir. Alt kattaki Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi, bir zaman tüneli gibi, kararların, haritaların, kişisel eşyaların arasında tarih anlatısını canlı tutar. Kulelerdeki tematik anlatım –İstiklâl, Hürriyet, Cumhuriyet, İnkılâp ve diğerleri– ziyaretçiye bir ders değil; bir hatırlatma fısıldar: Bu ülke akılla, emekle ve ortak bir ideal ile kuruldu. Anıtkabir, Ankara gezilecek yerler listesinin zirvesinde olmayı fazlasıyla hak ediyor; çünkü burada hem sessizlikte hem de kalabalıkta aynı şey duyulur: saygı. Eğer Ankara’ya yolu düşen herkesin zihninde bir iz bırakacak tek bir yer seçilecekse, Anıtkabir iyi bir cevap olur.
Anıtkabir, Ankara’nın Çankaya ilçesinde, Anıttepe’de yer alır. Toplu taşımayla ulaşım oldukça kolaydır. Ankaray hattının Tandoğan (Anadolu Meydanı) istasyonundan çıktıktan sonra kısa bir yürüyüşle girişe ulaşabilirsiniz. Kızılay’dan kalkan pek çok EGO otobüsü de “Anıtkabir” durağına yakın geçer. Özel araçla gelenler için çevrede yönlendirmeler ve tesis içinde otopark alanları bulunur; resmi günlerde ve hafta sonlarında yoğunluk yaşanabildiğinden sabah saatlerini tercih etmek avantaj sağlar. Yürüyüş planlayanlar için Maltepe yönünden de giriş kapılarına erişim mümkündür. Ankara’nın rüzgârı meşhurdur; özellikle kış ve bahar aylarında rüzgârlı havaya göre hazırlıklı gelmekte fayda var.
Anıtkabir’in bulunduğu tepe, eski adıyla Rasattepe, arkeolojik buluntularıyla bilinen bir noktaydı. 1941’de açılan uluslararası proje yarışmasını Mimar Prof. Emin Onat ve Orhan Arda’nın tasarımı kazandı. Temel atma 1944’te yapıldı; yapım süreci birkaç aşamada ilerledi ve Anıtkabir 1953’te tamamlandı. Atatürk’ün naaşı, 10 Kasım 1953’te, ölümünün 15. yılında görkemli bir törenle buraya nakledildi. Yerleşke, yalnızca bir mozole değil; kuleler, tören alanı, Aslanlı Yol ve müze bölümleriyle bütüncül bir anıtsal kompozisyon olarak tasarlandı. Tören Meydanı’na bakan tarafta İsmet İnönü’nün kabri de yer alır; böylece Türkiye’nin iki önemli devlet adamı aynı aksta buluşur.
Anıtkabir’in mimarisi yalın çizgileri, anıtsal ölçüsü ve sembolik diliyle dikkat çeker. Aslanlı Yol’un taşları aralıklı döşenmiştir; bu, ritmi yavaşlatan ve saygılı yürüyüşü teşvik eden bilinçli bir tasarım kararını yansıtır. Yolun başındaki İstiklâl ve Hürriyet Kuleleri, tematik kuleler dizisinin giriş kapısı gibidir. Toplam 10 kule (İstiklâl, Hürriyet, Mehmetçik, Müdafaa-i Hukuk, Zafer, Barış, 23 Nisan, Misak-ı Milli, Cumhuriyet, İnkılâp), taş kabartmalar, mozaik tavanlar ve kısa metinlerle Cumhuriyet anlatısını parçalı ama net bir dille sunar.
Tören Meydanı, halı-kilim motiflerinden esinli taş döşemeleriyle etkileyici bir görsel düzen kurar. Mozole’yi taşıyan sütunlu cephe, antik tapınakların dinginliğini çağrıştırırken modern bir yalınlıkla yorumlanmıştır. Üst katta gördüğünüz lahit semboliktir; gerçek mezar odası mozolenin altındadır ve Anadolu taş işçiliğinin ağırbaşlı bir örneğidir. Yerleşkenin her noktasında ölçü ve oran duygusu titizlikle korunur; anıtsallık, gösterişe değil, ölçülü bir sükûnete yaslanır. Heykeltıraşlık ve kabartmalarda dönemin sanat anlayışı, ulusal motiflerle harmanlanır; 24 aslanın Hatti etkileri ve Oğuz boylarına gönderme yapan simgeselliği bu bütünlüğün en bilinen örneklerindendir.
Anıtkabir’e giriş ücretsizdir ve yıl boyunca ziyarete açıktır. Resmî tören günlerinde (29 Ekim, 23 Nisan, 30 Ağustos ve 10 Kasım gibi) yoğunluk çok artabilir; planınızı buna göre yapmanızı öneririm.
Anıtkabir, Ankara’da tarihle bugünü buluşturan en güçlü adreslerden biri. Hem mimari sadeliği hem de sembolik anlatımıyla ziyaretçisini uzun süre etkisi altında bırakıyor. Ankara’ya yolunuz düşerse mutlaka uğrayın; ziyaret planınızı sabah erken saatlere alıp Aslanlı Yol’da sakin bir yürüyüşe zaman ayırın.
Türkiye’nin güneyinde, Akdeniz kıyılarında parlayan bir inci olan Antalya; tarihi dokusu, masmavi denizi, doğa harikaları ve hareketli şehir yaşamıyla her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. Roma’dan Osmanlı’ya uzanan köklü geçmişi, modern turizm olanaklarıyla birleşince Antalya hem kültür hem de tatil severler için vazgeçilmez bir rota oluyor.
Antalya dört mevsim güzellik sunar ancak en çok tercih edilen dönem nisan ile ekim ayları arasındadır. Yaz aylarında deniz, kum ve güneşin tadını çıkarabilir, ilkbahar ve sonbaharda ise şehirdeki tarihi bölgeleri kalabalığa kalmadan gezebilirsiniz. Kış aylarında Antalya ılıman iklimiyle hem tatil hem de doğa yürüyüşleri için oldukça idealdir.
Antalya’ya ulaşım oldukça kolaydır. Türkiye’nin birçok şehrinden direkt uçuşlarla Antalya Havalimanı’na gelinebilir. Karayolu tercih edenler için şehirlerarası otobüs seferleri de sıkça yapılmaktadır. Antalya’dan çevre ilçelere gitmek için minibüs ve otobüsler yaygın şekilde kullanılır. Yurt dışından gelen ziyaretçiler için de Avrupa ve Orta Doğu’nun birçok noktasından direkt uçuş bulunur.
Antalya mutfağı Akdeniz’in taze otlarını, deniz ürünlerini ve yöresel lezzetlerini bir araya getirir. Piyaz, tahin soslu özel tarifiyle burada mutlaka denenmelidir. Hibeş, susam ve baharatlarla hazırlanan geleneksel bir meze olarak sofraları süsler. Balık restoranlarında taze deniz ürünlerini tatmak, sokak aralarında ise serpme kahvaltılar yapmak ayrı keyiftir. Tatlı olarak ise kabak tatlısı Antalya’nın en bilinen lezzetlerinden biridir. Antalya mutfağına daha derinlemesine bakmak için . Antalya’da Ne Yenir? yazımıza göz atabilirsiniz.
Antalya’dan alabileceğiniz birçok özgün hediye vardır. Yöresel pazarlarında el yapımı dokuma kilimler, keçeden yapılmış süs eşyaları ve yöresel takılar bulunur. Ayrıca şehir, turunçgil ürünleri ve reçelleriyle ünlüdür. Antalya’ya özgü yörük halıları ve doğal taşlardan yapılan takılar da sevdiklerinize götürebileceğiniz anlamlı hediyelerdendir. Daha fazla öneri için . Antalya’dan Ne Alınır? yazımıza göz atabilirsiniz.
Antalya, gece hayatı bakımından oldukça hareketli bir şehir. Kaleiçi’nde canlı müzik yapan barlardan, sahil kenarındaki şık beach clublara kadar her zevke hitap eden mekanlar bulunur. Yaz aylarında sahil boyunca düzenlenen konserler ve DJ performansları şehri capcanlı kılar. Detaylı öneriler için . Antalya Gece Hayatı yazımıza göz atabilirsiniz.
Etkinlik/Festival | Ay | Açıklama |
---|---|---|
Antalya Film Festivali | Ekim | Türkiye’nin en köklü film festivallerinden biri. |
Aspendos Opera ve Bale Festivali | Haziran | Tarihi tiyatroda büyüleyici gösteriler. |
Antalya Altın Portakal | Ekim | Sinema dünyasının en prestijli etkinliği. |
Uluslararası Kum Heykel Festivali | Mayıs-Ekim | Lara sahilinde sanat ve eğlence bir arada. |
Tarih | Etkinlik |
---|---|
6 Mart | Antalya’nın Kurtuluş Günü |
29 Ekim | Cumhuriyet Bayramı |
23 Nisan | Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı |
19 Mayıs | Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı |
Ramazan Bayramı | Dini Bayram |
Kurban Bayramı | Dini Bayram |
Antalya, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle her gezginin kalbinde ayrı bir yer ediniyor. İster deniz tatili yapmak, ister tarihle iç içe bir keşfe çıkmak isteyin; Antalya size unutulmaz bir deneyim yaşatır. Eğer rotanızı daha da detaylandırmak isterseniz . Antalya’da Gezilecek Yerler yazımıza mutlaka göz atın.
Türkiye’nin başkenti olan Ankara, tarihi kökleri Hititlere kadar uzanan, modern devlet yapısı ve kültürel zenginliğiyle öne çıkan bir şehir. Anadolu’nun tam kalbinde yer alan Ankara, sadece siyasi merkez olmasıyla değil; aynı zamanda sanat, tarih ve gastronomiyle de ziyaretçilerini büyüler. Geniş caddeleri, müzeleri, parkları ve hareketli sosyal yaşamıyla Ankara, gezginlere hem sakin hem de canlı bir deneyim sunar.
Ankara, karasal iklime sahip bir şehir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve karlı geçer. Bahar ayları (Nisan–Haziran ve Eylül–Ekim) Ankara’yı ziyaret etmek için en ideal dönemlerdir. Bu aylarda hem açık hava gezileri için uygun sıcaklık yakalanır hem de şehirdeki parklar ve bahçeler rengarenk bir görünüme kavuşur. Ayrıca Cumhuriyet Bayramı coşkusu için Ekim sonu da Ankara’da bulunmak keyifli olabilir.
Ankara’ya Türkiye’nin her yerinden ulaşmak oldukça kolaydır. Şehrin havaalanı Esenboğa, hem iç hem dış hatlarda seferler sunar. İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerden yüksek hızlı trenle de Ankara’ya 4-5 saat içinde ulaşabilirsiniz. Karayolu ulaşımı da oldukça gelişmiş; otobüs firmaları Türkiye’nin pek çok noktasından direkt sefer düzenler. Şehir içi ulaşımda ise metro, otobüs, Ankaray ve dolmuş ağı oldukça yaygındır.
Ankara’nın mutfağı, Orta Anadolu’nun zengin lezzetlerini yansıtır. En bilinen yemeklerden biri, kuzu etinden yapılan Ankara tavadır. Bunun yanı sıra beypazarı güveci, höşmerim tatlısı ve ince ince açılan beypazarı baklavası mutlaka denenmelidir. Yöresel kahvaltılarda sunulan çörekler ve gözlemeler de oldukça lezzetlidir. Şehirde geleneksel lezzetlerin yanında modern restoranlarda dünya mutfağından seçenekler de bulabilirsiniz. Daha fazlasını merak ediyorsanız, Ankara’da Ne Yenir? yazımıza mutlaka göz atın.
Ankara’dan alınabilecek en güzel hediyelikler arasında Beypazarı kurusu, yöresel el dokuması kilimler, bakır ve gümüş işlemeler, yaprak sarma konservesi ve ankara keçisi ürünleri yer alır. Hamamönü’nde el işi ürünler, Kızılay ve Tunalı Hilmi Caddesi’nde ise modern alışveriş seçenekleri bulunur. Daha detaylı öneriler için Ankara’dan Ne Alınır? yazımıza mutlaka göz atın.
Ankara, gece hayatı konusunda İstanbul kadar hareketli olmasa da oldukça renkli alternatiflere sahiptir. Tunalı Hilmi, Kızılay ve Bahçelievler bölgeleri, barlar, canlı müzik mekanları ve kafeleriyle ünlüdür. Üniversite gençliği sayesinde şehirde oldukça enerjik bir sosyal yaşam vardır. Daha fazlasını öğrenmek için Ankara Gece Hayatı yazımıza göz atabilirsiniz.
Etkinlik/Festival | Ay | Açıklama |
---|---|---|
Uluslararası Ankara Film Festivali | Mart | Sinemaseverleri buluşturan önemli etkinlik. |
Ankara Caz Festivali | Nisan | Dünya çapından caz sanatçılarını ağırlıyor. |
Uluslararası Ankara Müzik Festivali | Nisan-Mayıs | Klasik müzik ve performans sanatlarıyla dolu. |
Ankara Kitap Fuarı | Şubat | Kitapseverler için geniş yelpazeli fuar. |
Beypazarı Havuç Festivali | Eylül | Ankara’nın simgesi havuca adanmış renkli bir etkinlik. |
Tarih | Etkinlik |
---|---|
23 Nisan | Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı |
19 Mayıs | Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı |
30 Ağustos | Zafer Bayramı |
29 Ekim | Cumhuriyet Bayramı |
10 Kasım | Atatürk’ü Anma Günü |
Ankara, tarihiyle, kültürüyle ve modern yaşamıyla her gezginin keşfetmesi gereken özel bir şehir. Gerek günübirlik ziyaretlerde gerek uzun konaklamalarda Ankara’nın her köşesinde farklı bir hikaye bulabilirsiniz.